Bu Sınırlara Lanet Olsun!

Yorumla 01 Kasım 2008 11:31 Hakan Albayrak

33 Gün Savaşı sırasında Suriye’den Lübnan’a geçerken pasaportumu itina ile kontrol eden ve bana bir sürü bürokratik zahmet çıkartan Lübnanlı sınır muhafızlarının yüzlerindeki anlamsız gurur ifadesini öyle yadırgamıştım ki, “Ulusal gurur ve şuurunuzu yesinler!” dememek için kendimi zor tutmuştum. Zaten bunu Arapça yahut İngilizce olarak nasıl ifade edebileceğimi de bilmiyordum.

Sınır kapısındaki polisler ve askerler, Lübnanlıların tıpkılarının aynıları olan Suriyelilere karşı da takınıyorlardı bu gururlu yüz ifadelerini. Lisan-ı hal ile ‘Devlet bu, boru değil!’ diyorlardı. Lübnan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına ve egemenliğine saygı telkin etmeye çalışıyorlardı. (more…)

Allah Utandırmasın

Yorumla 29 Ekim 2008 09:28 Hakan Albayrak

Dün kaldığımız yerden devam edelim: Benim ileri sürdüğüm sebepler elbette tartışılabilir, ama Milli Görüş’e 40 yıldır vaziyet eden –ve geçmişte olağanüstü büyük hizmetler ifa eden- kadronun artık geniş kitlelere ulaşamadığı, ulaşacağa da benzemediği su götürmez bir gerçek.

Bu gerçeği gören Saadet Partisi il ve ilçe teşkilatları Erbakan Hoca’ya yıllardır “Numan Kurtulmuş genel başkan olsun” diye baskı yapıyorlardı.

Niye Numan Kurtulmuş?
(more…)

28 Şubat’tan Günümüze Milli Görüş’ün Seyrüseferi

Yorumla 28 Ekim 2008 15:25 Hakan Albayrak

Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi liderliğini niçin “umudun yeşermesi” olarak görüyorum? Bu çok uzun bir hikâye. Kısaltarak anlatmaya çalışayım:

Batı emperyalizmine, faizci kapitalist sisteme, Avrupa Birliği üyeliğine muhalefeti ile tebarüz etmiş olan Milli Görüş hareketi 28 Şubat sürecinde maruz kaldığı ağır oligarşik baskıların üstesinden gelebilmek için Batıcı liberal aydınların söylemlerine iltica etmişti. Konferanslarla, panellerde, sempozyumlarda mütemadiyen bu aydınlar konuşturuluyordu. (more…)

Numan Kurtulmuş: Umudumuzu Yeşerten Asil Bir Ses

Yorumla 27 Ekim 2008 15:14 Hakan Albayrak

Numan Kurtulmuşİttihad-ı İslam’a muhtaç olduğumuzu anlattığım bir delikanlı bana istihza ile baktı ve şöyle dedi: “Reel politik diye bir şey var abi!”

Delikanlıların deli kanlarını bile müstekbirlerin dümen suyunda ‘ehlileştiren’ bu “reel politik” muhabbetinden bıktım usandım.

Esasen “reel politik”; reel şartları görmezden gelmeyen, onları yok saymayan, onları ıskalamayan politika anlamına gelmektedir. (more…)

Anayasa Mahkemesi “Odak”tan Kapatılsın!

1 yorum 25 Ekim 2008 15:05 Hakan Albayrak

Anayasanın “esastan görüşemezsin” dediği bir davayı esastan görüşerek anayasayı çiğneyen ve 411 milletvekilinden evet oyu almış bir anayasa değişikliğini iptal ederek Meclis’in yetkisini gasp eden Anayasa Mahkemesi, gerekçeli kararında özetle ve mealen şöyle diyor:

‘Biz milli iradenin üstündeyiz. Anayasanın da üstündeyiz. Meşruiyetimizi anayasadan alıyoruz, ama ideolojik saplantılarımız uğruna gerekirse anayasayı da çiğneriz. Nitekim çiğnedik işte. Astığımız astık, kestiğimiz kestik. Kim ne diyebilir?’
(more…)

Yeni Başlayanlar İçin Kürt Meselesi

Yorumla 24 Ekim 2008 15:07 Hakan Albayrak

1.
“Eskiden Türk-Kürt yoktu, sadece Müslüman vardı” demeyeceğim. “Türk-Kürt” eskiden de vardı. Ama teferruat olarak vardı. Aslolan İslam kardeşliği idi. Türkmenler, Kürtler, Araplar, Berberiler, Boşnaklar, Arnavutlar, Lazlar vs, vs, vs, Devlet-i Aliye’nin “milletler sistemi”nde külliyen “Millet-i İslam” diye anılırdı. Bununla beraber Türkmen’in Türkmen, Kürt’ün Kürt, Arap’ın Arap olduğu da bittabii ifade edilirdi. “Bittabii” ifade edilirdi, zira insanlığı kavimlere / ırklara / halklara ayıran Cenâb-ı Hakk’ın hikmetinden sual olunmazdı. Farklı kavimlere mensup Müslümanların farklı diller konuşmalarını yahut farklı kisveler giymelerini yadırgamak kimsenin aklının ucundan geçmezdi. Böyle bir şey kimsenin aklının ucundan geçmeyince, Kürt’ün Kürtçülük yapması filan da sözkonusu olmuyordu tabii. Fransız İhtilali’nin estirdiği milliyetçilik rüzgârları Osmanlı ülkesini kasıp kavururken, “Jön Türkler” ayrılıkçı hareketleri alabildiğine kışkırtırken, hatta Birinci Cihan Harbi yıllarında Osmanlı’ya isyanın Frenkler tarafından ulus devletle ödüllendirileceğine kesin gözüyle bakılırken bile Kürtlerin ezici çoğunluğu “etnik” kimliklerini teferruat olarak görmeye devam ederek “Millet-i İslam”ın birliği ve dirliği davasına sadık kaldı; az sayıdaki ayrılıkçı Kürt aydınına değil, Kürt’le Türk’ün ayrılmazlığını vazeden Bediüzzaman Said Nursi gibi âlimlere itibar etti. (more…)

Balkanların Değişmeyen İlacı: Osmanlı

Yorumla 22 Ekim 2008 15:03 Hakan Albayrak

OsmanlıİHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği “Balkanlarda Gelecek Tasavvuru” konulu sempozyuma katılan birbirinden kıymetli misafirlerin konuşmalarını özetlemeye devam ediyoruz…

Sırbistan İslam Toplumu Başmüftüsü Muammer Zukorliç:

“Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra Balkan Müslümanları, tıpkı korunmasız yetimler gibi, sürekli olarak soykırıma, zulme maruz kalmışlar ve özellikle azınlıkta oldukları ülkelerde insani haklarından önemli ölçüde mahrum bırakılmışlardır. Tüm bunların sebebi ise, dinî vasıfları ve 500 yıllık bir Osmanlı geçmişine sahip olmalarıdır. Balkan Müslümanlarının uğradığı zulümlerin en şiddetlisi, Boşnaklara emsalsiz bir soykırımın uygulandığı Srebrenitsa’da yaşanmıştır. (more…)

Balkan Müslümanlarının İstanbul Zirvesi

Yorumla 21 Ekim 2008 14:41 Hakan Albayrak

Bosna-Hersek Diyanet İşleri Başkanı Mustafa Çeriç, Arnavutluk Diyanet İşleri Başkanı Selim Muça, Bulgaristan Başmüftüsü Mustafa Aliş, Makedonya İslam Birliği Başkanı Reis’ul Ulema Süleyman Recebi, Sırbistan İslam Toplumu Başmüftüsü Muammer Zukorliç ve Balkan Müslümanlarına yön veren daha pek çok kıymetli alim ve münevver, İHH İnsani Yardım Vakfı’nın düzenlediği “Balkanlarda Gelecek Tasavvuru” konulu sempozyum için İstanbul’daydı.

Bir zamanlar PAYİTAHT ve DERSAADET diye anılan İstanbul’umuza ne kadar da yakıştı bu konuklar ve bu toplantı…

* * * (more…)

Yücel Çakmaklı’ya Saygı

Yorumla 20 Ekim 2008 14:20 Hakan Albayrak

Sinema okulu olmadığı için gazetecilik okuluna kaydolduğu 1959 yılından itibaren “Milli Sinema” akımının teorik zeminini oluşturdu, bu konuda yazılar yazıp konferanslar verdi, Milli Türk Talebe Birliği’nin sinema kulübü bünyesinde eğitim çalışmaları yürüttü…

1968 yılında Elif Film’in kuruluşuna ön ayak oldu…

1969′da Elif Film adına Kâbe Yollarında adlı belgesel filmi çekti…

1970′ten 1975′e kadar yine Elif Film adına çektiği yedi sinema filmi (Birleşen Yollar, Çile, Zehra, Oğlum Osman, Diriliş, Kızım Ayşe ve Memleketim) ile “Milli Sinema”yı teoriden pratiğe geçirdi… (more…)

Gazan Mübarek Olsun Yücel Ağabey!

Yorumla 17 Ekim 2008 14:38 Hakan Albayrak

“Milli Sinema” akımının öncüsü ve 40 yıldır değişmeyen kralı Yücel Çakmaklı, geçen Temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstün hizmet madalyasıyla taltif edildi. Usta yönetmen, önümüzdeki Pazar günü de Antalya Film Festivali’nde Kültür ve Turizm Bakanı’nın elinden “Kültür ve Sanatta 50 Yıl Emek Ödülü”nü alacak inşaallah. Devlet bu kadirşinaslığı gösterirken Yücel Çakmaklı’nın üzerinde titrediği nesil olan bizler onun sinemasına kayıtsız kalabilir miyiz?

Sinema okulu olmadığı için gazetecilik okuluna kaydolduğu 1959 yılından itibaren “Milli Sinema” akımının teorik zeminini oluşturan, bu konuda yazılar yazıp konferanslar veren, Milli Türk Talebe (more…)

Önceki Yazılar